Ana içeriğe geç
Yapay Zeka · Business & Lab

AB Yapay Zekâ Yasası Türkiye'deki Şirketleri Ne Kadar Etkiliyor?

← Yapay Zeka

Yazan Evren BalYayın tarihi  · 9 dk okuma

Ölçüm kolunun durduğu sınırı aşan mavi iş bağlantısı uzaktaki şirkete ulaşıyor
Bu yazıyı yapay zekâ ile tartış
Sayfayı kopyala

💡 Özet: Ana Çıkarımlar

  • AB Yapay Zekâ Yasası bazı AB dışı şirketleri açıkça kapsıyor. AB pazarına sistem sunmak, AB'de kullanım veya çıktının AB'de kullanılması gibi bağlantılar önemlidir.
  • Hukuki kapsam ile fiilî yaptırım aynı şey değildir. Türkiye merkezli, AB'de varlığı olmayan bir şirkete ceza uygulamak başka; AB müşterisi, distribütörü, reklam kanalı veya pazar erişimi üzerinden baskı kurmak başka sorudur.
  • Şirket yapısını ayırmadan doğru cevap verilemez. AB'ye ürün satan sağlayıcı, AB'de kullanan işletme, AB müşterisi olan Türkiye şirketi ve yalnız Türkiye içi çalışan şirket aynı konumda değildir.
  • Türkiye'de bugün AB Yapay Zekâ Yasası benzeri bütüncül bir yapay zekâ yasası yok. KVKK, tüketici, sağlık, ürün güvenliği ve sektör mevzuatı yine de yapay zekâ sistemlerini etkileyebilir.

Türkiye'de bir otel düşünelim. Şirket Türkiye'de kurulu. Otel Türkiye'de. Chatbotu web sitesinde veya WhatsApp hattında çalışıyor. AB'den bir turist siteye girip chatbotla konuşabiliyor.

AB, bu otelin chatbotunu nasıl yasaklayacak?

Bu soru ilk bakışta kaba görünebilir. Aslında doğru yerden başlıyor. Çünkü AB Yapay Zekâ Yasası hakkında konuşurken iki farklı şeyi birbirine karıştırmak çok kolay: Yasanın kimi kapsayabileceği ve bu kapsamın Türkiye'deki bir şirkete fiilen nasıl uygulanacağı.

Yasa bazı AB dışı şirketleri açıkça kapsıyor. Bunu görmezden gelmek hatalı olur.

Ama “kapsıyor” demek, her Türkiye şirketinin yarın AB'den doğrudan ceza tahsilatıyla karşılaşacağı anlamına da gelmez. Özellikle AB'de fizikî varlığı, temsilcisi, distribütörü, müşterisi veya pazara sunduğu ürünü olmayan bir şirket için fiilî yaptırım ayrı ve daha zor bir sorudur.

Bu yazı serinin son halkası. Önce AB Yapay Zekâ Yasası'nın neyi düzenlediğini, sonra risk seviyesinin neden tek başına yetmediğini, chatbot verisinin üçüncü taraf modele gönderilmesini ve sağlıkta yapay zekâ sınırlarını ayrı ayrı ele aldım.

Şimdi Türkiye sorusuna daha soğukkanlı bakalım.

Kapsam adresle bitmiyor

Güncel konsolide metne göre AB Yapay Zekâ Yasası yalnız AB'de kurulmuş sağlayıcılara uygulanmıyor. AB pazarına yapay zekâ sistemi veya genel amaçlı model sunan sağlayıcıları, AB'deki sistemi kullanan işletmeleri, ithalatçıları, dağıtıcıları ve bazı durumlarda AB dışında kurulmuş sağlayıcı veya kullanıcıları da kapsayabiliyor. Özellikle sistemin çıktısının AB'de kullanılması ayrıca önemli.

Bu, Türkiye'deki bir şirket için şu anlama gelir: “Biz Türkiye'de kuruluyuz” cümlesi değerlendirmeyi bitirmez.

Örneğin Türkiye'deki bir yazılım şirketi, özgeçmişleri analiz edip hangi adayların mülakata çağrılacağını belirleyen bir yapay zekâ sistemini Almanya'daki şirketlere satıyorsa bu sistemi AB pazarına sunuyor olabilir. Türkiye'deki bir şirket, AB'deki bir müşterisinin kredi, sigorta, istihdam veya sağlık kararlarında kullanılacak yapay zekâ çıktısı üretiyorsa çıktının AB'de kullanılması sorusu doğabilir. AB'de bir distribütör veya temsilci üzerinden çalışan ürünlerde tedarik zinciri de devreye girer.

Buna karşılık her web sitesi ziyareti aynı sonucu doğurmaz.

Türkiye'deki bir otelin web sitesine Fransa'dan erişilebilmesi, tek başına otelin AB pazarına yapay zekâ sistemi sunduğunu göstermeyebilir. Otel konaklama hizmeti satıyor; chatbot ürünü satmıyor. Chatbot, Türkiye'deki hizmetin iletişim kanalıdır.

Chatbot Fransa'daki kullanıcıya rezervasyon kararını etkileyen kişiselleştirilmiş bir cevap veriyorsa, çıktının AB'de kullanılması ayrıca incelenebilir. Buradaki ölçüt, kullanıcının tesadüfen Fransa'da bulunması değil, çıktının AB'de kullanılmasının amaçlanıp amaçlanmadığıdır.

Otel chatbotları için bu sınırı netleştiren yerleşmiş bir uygulama henüz yok.

Reklam, dil, para birimi, rezervasyon akışı ve AB'deki kişilere açık yönelme ise özellikle GDPR ve tüketici hukukunda ayrıca önem kazanabilir. Web sitesine teknik olarak erişilebilmesi ile AB'deki kişilere hizmet yöneltilmesi aynı şey değildir.

Bu yüzden tek cümlelik cevap güvenli değil. Şirketin gerçek faaliyetine, kullanıcının konumuna ve çıktının nerede kullanıldığına bakmak gerekir.

Dört şirket yapısı, dört farklı değerlendirme

Türkiye'deki şirketleri aynı torbaya atınca tartışma bulanıyor. En az dört yapı ayırmak gerekiyor.

Şirket yapısıAB Yapay Zekâ Yasası açısından temel soruFiilî yaptırım ihtimali
Türkiye'den AB'ye yapay zekâ ürünü satan sağlayıcıSistem AB pazarına sunuluyor mu, yüksek risk veya şeffaflık yükümlülüğü var mı?AB müşterisi, distribütör, ithalatçı, temsilci, sözleşme ve pazar erişimi üzerinden daha somut.
AB'de şirketi, şubesi veya operasyonu olan grupSistemi AB'deki şirket mi kullanıyor veya piyasaya sunuyor?Ulusal otoriteler ve AB içi varlık nedeniyle daha doğrudan.
Türkiye'de yerleşik, AB müşterisine hizmet veren işletmeYapay zekâ çıktısı AB'de mi kullanılıyor, hizmet AB pazarına mı yöneliyor?Somut bağlantıya göre değişir; müşteri sözleşmesi ve veri koruma kanalları daha erken etki yaratabilir.
Türkiye'de yerleşik, yalnız Türkiye'de faaliyet gösteren işletmeAB ile gerçek bir sistem, pazar veya çıktı bağlantısı var mı?AB Yapay Zekâ Yasası bakımından zayıf; KVKK ve Türkiye'deki sektör kuralları daha pratik gündemdir.

Bu tablo hukuk görüşü yerine geçmez. Ama yönetici için doğru başlangıç sağlar.

AB Yapay Zekâ Yasası'nın Türkiye etkisi, “Türkiye şirketlerini kapsar mı?” sorusundan çok “hangi Türkiye şirketini, hangi faaliyetinde, hangi bağlantı üzerinden etkiler?” sorusuyla anlaşılır.

AB'de varlığı olmayan şirkete ne yapılabilir?

Tartışmanın düğüm noktası burası.

Türkiye'de kurulmuş, AB'de fizikî varlığı bulunmayan, AB'ye yapay zekâ ürünü satmayan ve yalnız kendi Türkiye operasyonundaki chatbotu kullanan bir şirkete karşı para cezasını Türkiye'de uygulamak veya tahsil etmek kolay bir senaryo değildir. AB Yapay Zekâ Yasası'nın coğrafi kapsamı, kendiliğinden Türkiye'de icra mekanizması yaratmaz.

Fakat “hiçbir şey yapamaz” cümlesi de fazla geniş olur. Çünkü yaptırım yalnız şirket kasasından ceza tahsil etmek değildir.

AB içinde müşteri, distribütör, ithalatçı veya yetkili temsilci varsa bu taraflar kendi yükümlülükleri nedeniyle sistemi kullanmayı ya da dağıtmayı durdurabilir. Ürün AB pazarına sunuluyorsa pazar gözetimi, geri çekme, erişimi sınırlama ve müşteri sözleşmeleri daha somut kanallar yaratır.

Bu, otel chatbotu örneğinde daha sınırlı görünür. Bir Türk otelinin kendi sitesindeki bilgi chatbotu AB Yapay Zekâ Yasası'na aykırı diye AB'nin Türkiye'deki fizikî otelin kapısına kilit vurması pratik bir anlatı değildir.

Fakat aynı otel AB'deki kişilere açıkça hizmet yöneltiyor, onların verisini işliyor, yanıltıcı ticari uygulama yapıyor veya sağlık verisi topluyorsa konu yalnız AB Yapay Zekâ Yasası olmaktan çıkar. GDPR, tüketici hukuku ve platform kuralları kendi kapsam ve yetkileriyle ayrıca çalışabilir.

Her yolun ayrı hukuki dayanağı, hedefi ve uygulama sınırı vardır. Bir mevzuatın yaptırım aracını diğerine ödünç verip otomatik sonuç varmış gibi anlatmak doğru olmaz.

Landing page erişime kapatılabilir, reklamlar durdurulabilir mi?

AB Yapay Zekâ Yasası, bir ihlal tespit edildiğinde Türk şirketinin bütün web sitesinin otomatik olarak erişime kapatılmasını öngörmüyor. Ancak ciddi bir riski gidermek için başka etkili yol yoksa, 2019/1020 sayılı AB Tüzüğü kapsamında ilgili içeriğin kaldırılması, uyarı gösterilmesi veya erişimin sınırlandırılması istenebilir.

Bu yetki dar ve koşulludur. Landing page yalnız uygunsuz sisteme erişim sağlıyorsa belirli içerik veya URL hedeflenebilir; Türkiye'deki fizikî işletmenin ya da bütün alan adının otomatik olarak kapatılacağı söylenemez.

Reklamlar için de genel bir yasak yok. Google kendi politikaları uyarınca aksiyon alabilir veya hukuken geçerli ve belirli bir emre uymak zorunda kalabilir. Dijital Hizmetler Yasası'nın 9. maddesi bu tür emirlerde hukuki dayanak, gerekçe, içeriğin tam konumu ve coğrafi kapsam arar. Yalnızca “chatbot AB Yapay Zekâ Yasası'na aykırı olabilir” iddiası böyle bir emir için yeterli değildir.

Türk şirketi açısından pratik soru şudur: AB bağlantılı hangi içerik, satış kanalı veya iş ilişkisi yetkili bir karar ya da platform politikası nedeniyle gerçekten durabilir?

Türkiye'de benzer bir yapay zekâ yasası var mı?

31 Ağustos 2026 itibarıyla Türkiye'de AB Yapay Zekâ Yasası gibi bütüncül, risk temelli ve doğrudan yapay zekâ sistemlerini sınıflandıran yürürlükte bir kanun bulunmuyor.

TBMM'de yapay zekâyı düzenlemeyi amaçlayan teklifler var. 2024 tarihli Yapay Zekâ Kanun Teklifi ile 2025 tarihli başka bir düzenleme teklifi hâlen komisyon aşamasında. Teklif, yürürlükteki kanun değildir.

Bu, Türkiye'de yapay zekâ hukuksuz alanda demek değil.

KVKK kişisel veri işleyen yapay zekâ sistemleri için uygulanır. Sağlık verisi gibi özel nitelikli kişisel verilerde daha sıkı şartlar vardır. 2024'te yapılan değişiklikten sonra yurt dışına veri aktarımı için standart sözleşmeler, bağlayıcı şirket kuralları ve diğer uygun güvence mekanizmaları daha ayrıntılı hâle geldi. Kurumun yurt dışına kişisel veri aktarımı rehberi bu çerçeveyi açıklıyor.

Tüketici mevzuatı yanıltıcı bilgi, haksız ticari uygulama ve mesafeli satış süreçlerinde gündeme gelebilir. Sağlık alanında reklam, tanıtım, hasta hakları, sağlık verisi ve hizmet sunumu ayrıca düzenlenir. Finans, sigorta, ödeme, istihdam ve eğitim gibi alanlarda sektör kuralları yapay zekâ kullanımını dolaylı olarak etkileyebilir.

Yani Türkiye şirketi için bugünkü en pratik uyum zemini çoğu zaman AB Yapay Zekâ Yasası değil; KVKK, sektör mevzuatı, tüketici kuralları, sözleşmeler ve tedarikçi yönetimidir.

Ama bu, AB Yapay Zekâ Yasası'nı önemsiz yapmaz. AB'ye ürün satıyorsanız, AB müşterisiyle çalışıyorsanız, AB'deki kullanıcıların kararlarını etkiliyorsanız veya yatırımcı ve kurumsal müşteri incelemesine giriyorsanız düzenleme fiilen satın alma ve güven kriterine dönüşebilir.

Türkiye şirketi bugün ne yapmalı?

Türkiye'deki her şirketin yarın AB Yapay Zekâ Yasası uyum programı başlatması gerektiğini düşünmüyorum. Bu gereksiz maliyet üretir.

Ama yapay zekâyı müşteri, çalışan, hasta, aday veya vatandaş üzerinde kullanan her şirketin basit bir envantere ihtiyacı var.

Bu envanterde yalnız araç adı yazmamalı. Şu soruların cevabı olmalı:

SoruNeden gerekli?
Sistem hangi işi yapıyor?Risk, sektör adından değil işlevden doğar.
Çıktı kimin hangi kararını etkiliyor?Sağlık, istihdam, kredi, sigorta ve temel hizmetlerde eşik değişir.
Şirket hangi rolde?Sağlayıcı, kullanan işletme, distribütör veya müşteri olmak sorumluluğu değiştirir.
AB bağlantısı ne?Pazar, kullanıcı, çıktı, müşteri, temsilci, distribütör ve veri akışı ayrı ayrı görülmelidir.
Hangi veri nereye gidiyor?KVKK, GDPR ve yurt dışı aktarım soruları buradan çıkar.
İnsan gözetimi gerçekten var mı?Onay düğmesiyle sorumluluk tasarımı aynı şey değildir.
Hangi sistem daraltılmalı veya hiç yapılmamalı?Uyum maliyeti iş değerini aşabilir.

Bu çalışma hukuk ekibine bırakılacak bir son adım değil. Ürün, operasyon, satış, veri, güvenlik ve tedarik yönetimi aynı masada olmalı.

Çünkü yapay zekâ sisteminin riski çoğu zaman yazılımın içinde değil, iş akışındaki rolünde oluşur.

Son ayrım

AB Yapay Zekâ Yasası Türkiye'deki şirketleri iki farklı biçimde etkileyebilir.

Birincisi doğrudan hukuki kapsam. AB pazarına sistem sunmak, AB'de sistem kullanmak veya çıktının AB'de kullanılması gibi bağlantılar varsa yasa masaya gelir. Özellikle yüksek riskli kullanım, şeffaflık, genel amaçlı model ve tedarik zinciri soruları ciddi sonuç doğurabilir.

İkincisi fiilî iş etkisi. AB otoritesinin doğrudan ceza tahsil edip edemeyeceğinden bağımsız olarak, AB müşterisi, distribütör, platform, reklam kanalı, yatırımcı, sigorta veya kurumsal satın alma süreci uyum kanıtı isteyebilir.

Türkiye'de yerleşik ve yalnız yerel pazarda çalışan bir otelin chatbotu ile Almanya'daki şirketlere işe alım yapay zekâsı satan bir Türk sağlayıcı aynı cümlede değerlendirilemez.

Bu seriden çıkarmamız gereken ana sonuç bence şu:

AB Yapay Zekâ Yasası'nı ne panikle bütün Türkiye şirketlerine yapıştırmak gerekir, ne de “AB bizi bağlamaz” diye kenara koymak.

Önce sistemin işini, şirketin rolünü, verinin yolunu ve AB bağlantısını çıkarın. Sonra hangi hukukun gerçekten devreye girdiğini ve bu hukukun pratikte hangi iş ilişkisini etkileyebileceğini konuşun.

Doğru soru “Türkiye'deki şirketler AB Yapay Zekâ Yasası'na tabi mi?” değil.

Asıl soru şu: Bu yapay zekâ sistemi nerede, kimler için ve hangi kararı etkilemek üzere kullanılıyor; şirket de bu kullanımın kurallara uygun olduğunu gösterebiliyor mu?

Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşır; somut bir sistem veya şirket için hukuki görüş yerine geçmez.

Bu yazıyı faydalı bulduysanız

Web sitenizde ilgili bir içerikten bu yazıya bağlantı vermeniz ya da sosyal medyada paylaşmanız, daha fazla kişiye ulaşmasına gerçekten yardımcı olur. Desteğiniz için teşekkür ederim.

Bağlantı ve marka kullanım rehberi →

Bu yazı hakkında

Yapay zekâ kullanımı
Yapay zekâ desteği kullanıldı — Bu yazının konusu, yaklaşımı ve yorumları Evren Bal tarafından belirlenmiştir. Birincil kaynak araştırması ve metin geliştirme sürecinde yapay zekâ destekli araçlardan yararlanılmıştır.